Ankara'dan Austin'e geliş... Burada ilk bir kaç gün için kalacak yer ayarlamak ve en sonunda da uzun dönem kalınacak bir yer bulmak...
Böyle üç cümlede yazıldığı kadar kolay değil aslında. Tabii bakış açısına, beklentilere göre değişir kolay olup olmadığı ama eğer bu kente ve genelde bu ülkeye geldiğinizi anlamak istiyorsanız okumaya devam edin.
Türkiye'den bu ülkeye benim gibi pek çok akademisyen her yıl en az altı aylığına geliyor ve muhtemelen ilk günlerini vasat ve standart bir otel odasında geçiriyorlar. Bu süre içinde de yine standart bir apartman dairesi bulup kiralayarak kalan sürelerini mecburen o dairede geçiriyorlar...
Öncelikle, çoğu insan gibi ben de Türkiye'den ayrılmadan önce ilk üç beş gün kalacak bir otel aradım... Bu otel arama ve bulma süreci biraz sıkıntılı oldu, oteller hakkındaki yorumları okudukça.
Sonra aklıma daha önce Kanada'da bir süre kaldığım Bed&Breakfast denilen evler geldi... Austin bed&breakfast diye google'dan arayınca karşıma Adams House (aşağıda sağda) çıktı ve içimden gelen iyi hislerle Adams House'dan yer ayırttım eşim ve kendim için. Bütün yaz boyunca aralıklarla da olsa nerede kalacağımızı düşünerek internetten otellere bakmıştım. En sonunda hakkında hiç bir olumsuz yorum bulunmayan Adams House'ı bulunca gerçekten aradığımı bulduğumu anladım.
Bed&Breakfast'lar, aslında şehrin genellikle yerleşmiş, yeşillik ve güzel semtlerindeki "town house" denilen bahçe içindeki klasik Amerikan evlerinin, oda - kahvaltı anlayışı ile bir tür otele dönüştürülmüş hali... Ancak şunu eklemem gerekir ki, bu yerlerde, ev sahibi veya işletmeci sabah kalkıp kendisi kahvaltı hazırlıyor ve orada kalan diğer insanlarla, sayıları toplam yedi sekiz olabilir, birlikte kahvaltı ediyorsunuz. Kahvaltıda hazırlananlar tabii ki bu ülkede kahvaltıda yenilen şeyler...
Hikayenin devamı gelecek...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder