17 Kasım 2011 Perşembe

Ankara'dan Austin'e (TX)... Nerede kalınır, Ne Yapılır...

Ankara'dan Austin'e geliş... Burada ilk bir kaç gün için kalacak yer ayarlamak ve en sonunda da uzun dönem kalınacak bir yer bulmak...
Böyle üç cümlede yazıldığı kadar kolay değil aslında. Tabii bakış açısına, beklentilere göre değişir kolay olup olmadığı ama eğer bu kente ve genelde bu ülkeye geldiğinizi anlamak istiyorsanız okumaya devam edin.
Türkiye'den bu ülkeye benim gibi pek çok akademisyen her yıl en az altı aylığına geliyor ve muhtemelen ilk günlerini vasat ve standart bir otel odasında geçiriyorlar. Bu süre içinde de yine standart bir apartman dairesi bulup kiralayarak kalan sürelerini mecburen o dairede geçiriyorlar...
Öncelikle, çoğu insan gibi ben de Türkiye'den ayrılmadan önce ilk üç beş gün kalacak bir otel aradım... Bu otel arama ve bulma süreci biraz sıkıntılı oldu, oteller hakkındaki yorumları okudukça.
Sonra aklıma daha önce Kanada'da bir süre kaldığım Bed&Breakfast denilen evler geldi... Austin bed&breakfast diye google'dan arayınca karşıma Adams House (aşağıda sağda) çıktı ve içimden gelen iyi hislerle Adams House'dan yer ayırttım eşim ve kendim için. Bütün yaz boyunca aralıklarla da olsa nerede kalacağımızı düşünerek internetten otellere bakmıştım. En sonunda hakkında hiç bir olumsuz yorum bulunmayan Adams House'ı bulunca gerçekten aradığımı bulduğumu anladım.
Bed&Breakfast'lar, aslında şehrin genellikle yerleşmiş, yeşillik ve güzel semtlerindeki "town house" denilen bahçe içindeki klasik Amerikan evlerinin, oda - kahvaltı anlayışı ile bir tür otele dönüştürülmüş hali... Ancak şunu eklemem gerekir ki, bu yerlerde, ev sahibi veya işletmeci sabah kalkıp kendisi kahvaltı hazırlıyor ve orada kalan diğer insanlarla, sayıları toplam yedi sekiz olabilir, birlikte kahvaltı ediyorsunuz. Kahvaltıda hazırlananlar tabii ki bu ülkede kahvaltıda yenilen şeyler...
Bed&Breakfast'larla ilgili eklemem gereken bir nokta da, çoğu zaman şehirdeki ortalama otellerden daha ucuz oldukları ve daha temiz ve düzgün oldukları.. Dolayısıyla bir Bed&Breakfast'ta makul bir fiyata, hem o ülkenin karakterini yansıtan klasik bir evde hem de temiz ve düzgün bir ortamda kalabilirsiniz.. Amerika'ya veya Kanada'ya giderken yapılabilecek en uygun şey, şehir merkezinde bir otelde kalmaktansa, bir Bed&Breakfast bulup, insanlarla sohbet edebileceğiniz ve o ülkedeki yaşama kendinizi dahil hissedebileceğiniz bir ortamda konaklamak.. Austin için benim favorim: Adams House oldu... Hyde Park denilen Austin'in gerçekten güzel ve eski semtlerinden birinde bu yer. Üstelik şehir merkezine ve University of Texas kampüsüne çok yakın.. Tek bir otobüsle veya UT'nin servisleriyle ulaşım çok kolay ve keyifli. Çünkü güzergah gerçekten yemyeşil ve güzel evlerle bezeli.
 Hikayenin devamı gelecek...


Adams House'ta kaldığımız günlerde burada geçireceğimiz altı ay boyunca kalmak üzere eşyalı bir ev aramamız gerekiyordu. Ankara'dayken internetten aradım. Baktığım yerler bildiğimiz apartman komplekslerinde kiralanan dairelerdi. Ve hiç biri cazip gelmedi. Daha doğrusu internet sitelerine konulan fotoğrafların gerçeği yansıtmayabileceği ihtimali gözümü korkutuyordu. Zaten çoğu eşyasızdı.
Neticede internetten kiralık ev aramaktan vazgeçmiştim ama her ihtimale karşı o apartman komplekslerinden birinin işletmecisi ile yazışıp, buraya geleceğimiz günün ertesi gününe randevu almıştım.
Geldikten sonra ilk günler Teksas sıcağında sokak sokak gezerek ev aradık. Fakat başarılı olamadık. Daha önce randevu aldığım yere de gidip baktık, pek parlak durumda değildi ama her ihtimale karşı rezervasyon yaptırdık iki günlüğüne.. Ve ertesi gün de bir yer bulamazsak buraya taşınalım diye düşündük.
Ertesi gün çok güzel bir rastlantı sonucu, tam istediğimiz gibi bir ev bulduk (üstte). Adams House'un bulunduğu Hyde Park semtinde, Adams House'tan iki sokak ötede, bahçe içinde kocaman bir evin çatı katı kiralıktı ve biz kiralık ilanını mahalledeki marketin yanında asılı duran ilan panosunda gördük. Tuhaf olan şu ki bu tür evlerin kiralık ilanlarını internette görmek pek mümkün değil. O nedenle yurt dışından gelen insanlar genellikle önceden ayarladıkları apartman dairelerinde kalıyorlar. Böylece bu güzel bahçe içindeki evlerde yaşama şansını kaçırıyorlar. Diyeceğim o ki, ABD'ye gelmeden önce ev kiralamaktansa, bir Bed&Breakfast'ta yer ayırtmak ve bir kaç gün şehri gezip güzel bir semtte güzel bir ev kiralamak mümkün.. Tabii her şehir için bunu söylemek doğru olmayabilir; ama en azından Kuzey Amerika'da bu genellikle mümkün diyebilirim. Kanada'da da benzer bir evde yaşama şamsım olmuştu. Bu evler genellikle eski ve ahşap evler. Şu anda kaldığımız ev yaklaşık 100 yaşında. Bazen rüzgar estiğinde pencerelerde ıslık çaldığını duyabiliyoruz. Bu evlerde kalmak, bu ülkeye özgü yaşam tarzını anlamak bakımından çok elverişli. Çevredeki insanlar, sizin gibi yurt dışından gelen öğretim elemanları veya öğrenciler değil, buralı insanlar. Onlar da bir zamanlar bir yerlerden kopup gelmişler ama bugün Amerikalı dediğimizde kastettiğimiz insanlar bunlar. Ve onların nasıl yaşadığını görmek adına güzel bir deneyim. Tabii n'apayım, gıcık olduğum Amerikalıların nasıl yaşadığından bana ne de diyebilirsiniz... Eğer demiyorsanız, Austin ve Amerika ile ilgili yazmaya, firsat buldukça devam edeceğim, okursunuz...